İnsanların on üç bin yıllık kısa tarihinin oldukça uzun ve detaylı anlatımı...
Yazar kitabında insanlığın son buzul çağından sonraki yaklaşık 13 bin yıllık dönemdeki gelişmesini farklı birçok açıdan ele alarak dünyanın hangi bölgelerinin hangi koşullar altında geliştiğini bilimsel verilerle açıklamaya çalışıyor.
Kitabın ilk bölümlerinde yazar, dünyada insanların ilk var oldukları dönemden yerleşik düzene geçmeye başladıkları döneme kadar olan kısmı özetliyor ve daha sonra yiyecek üretiminin ve dolayısıyla yerleşik düzenin başladığı dönemlerden başlayıp, Dünya üzerindeki farklı bölgelerde yaşayan insanların birbirinden oldukça bağımsız olarak nasıl geliştiğini anlatıyor. Yerleşik düzen, tarım ve hayvancılık gibi insanların gelişimini doğrudan etkileyen alanlarda farklı kıtalardaki farklı toplulukların gelişimlerini kıyaslayıp, bunlar arasındaki ilerleme hızlarının neden farklı olduğunu bilimsel kanıtlarla açıklamaya çalışıyor.
İnsanların kıtalar arası yolculuklar yapmaya başlaması ile ortaya çıkan egemenlik savaşlarına etki eden icatlar, tarımsal üretim kapasiteleri ve mikroplar gibi etkenlerin doğurduğu sonuçlardan bahsediyor. Yazının bulunmasının ve dolayısıyla topluluklar arasında bilgi ve teknoloji paylaşımının kolaylaşmasının etkilerini ortaya koyuyor.
İnsanlığın ilerlemesine ve nüfusun artmasına bağlı olarak küçük topluluklardan büyük devletlere geçiş dönemlerini; iklim, bilim, coğrafya, din ve farklı yönetim sistemlerinin bu geçişlerdeki rollerini anlatıyor.
Yazarın kitabı hazırlarken ne kadar çok çalıştığını ve oldukça detaylı araştırmalar yaptığını kitapta verdiği örneklerden, araştırma sonuçlarından ve sayısal bilgilerden anlıyorsunuz. Gerçekten üzerinde çok emek vermiş olduğunu ve insanların yerleşik hayata geçişten günümüze kadar ki hikayesini çok kapsamlı bir şekilde okuyucuya aktarabildiğini görüyorsunuz.
Konusu ve yazarın detaylı anlatım tarzı nedeniyle kitabı okuması biraz zor olsa da okudukça hem geçmişi hem de günümüzü anlamak adına çok şey kazanıyorsunuz.
"Önceleri yeryüzündeki bütün insan toplulukları yabani hayvan ve bitkilerle geçiniyorlardı. Peki durup dururken ne diye bu topluluklardan biri yiyecek üretimine geçti? Bunun bir nedeni olmalı, peki niçin Bereketli Hilal adı verilen Akdeniz yerleşim yerlerindeki insanlar MÖ yaklaşık 8500 yılında geçti de iklim ve yapı bakımından benzerlik taşıyan Güneybatı Avrupa'nın Akdeniz kıyısındakiler 3000 yıl sonra geçti...." (s.115)