Serap.Bahar
Kaşif
İngiltere'nin sömürge günlerinde Burma'da yaşayan bir grup İngiliz memurun hayatlarının bir bölümünden bahsediyor. Kendilerini yerlilerden yukarıda gören, kendi ülkelerinde yerlilere ikinci sınıf insan muamelesi yapan bir güruhu okuyoruz kitapta. Irkçılığın, işkencenin, ten rengine olan nefretin dibini gösteriyor kitap. Bunu bir İngiliz'in yazmış olması da kitabı daha da kıymetlendiriyor açıkçası. Kitabın ilk bölümü müthiş sıkıcı. Karakterleri oturtup kim, necidir anlayana kadar epey zorlandım açıkçası. Bir de kitaptaki betimlemeler harikaydı. Bugün Myanmar olarak bildiğimiz Burma'daki yapış yapış sıcaklığı öyle müthiş bir anlatımla yazmış ki Orwell, karla deli gibi boğuştuğum bugünlerde o yapış yapış sıcağı hissetmek nefisti açıkçası. "Kitaplar olmasaydı yaşam neye benzerdi ki (syf. 107)" diyerek kitaptan bir cümleyle de sonlandırayım.