İşbaraalp
Aytmatov’un bu eserinde diğerler eserlerinde de olduğu gibi savaşta ezilen Halk ve çektikleri sıkıntılar, bir annenin gözünden yansıtılarak farklı bir zaviyeden ele alınmış. Kocası Suvankul, Oğulları Kasım, Maysalbek ve Caynak’ı savaşta kaybeden bir anne, oğlu Kasım’ın karısı Aliman ile birlikte yiğitlerini yitirdikten sonra çektikleri katmerli acılar…İnsanların zirai üretim kooperatifinde canlarını dişlerine takarak cepheye nasıl buğday yetiştirdikleri, kendi milletinden bile olsa insanların ne kadar çirkefleştiği, öksüz ve yetimlerin lokmalarına kadar çaldığını, savaşın insanın iyisi ve kötüsü ortaya çıkardığını bir çoğunu kitapta okuyorsunuz. Aytmatov’un bir tarzı var o savaşı, melankoliyi eserlerinin bütününde işleyebilen, ve bunu sizi gözyaşlarına boğarak yapabilen bir usta. Savaşı cephe gerisinde, yiğitlerini ateş hattına gönderen,ezilen, bütün işleri omuzlayan insanların penceresinden öyle sanıyorum ki Aytmatov kadar iyi betimleyebilecek bir yazar daha yoktur…