Dr. Who
Narsizm hastalığı belirtileri de bulunan, yaşadığı yerin en yakışıklısı sıfatıyla büyüleyen Dorian Gray, ressam arkadaşının isteği üzerine defalarca portresini resmettirir. Bir gün Gray şöyle der; "Benim yerime keşke şu portre yaşlansaydı ve bütün dertleri ona aktarabilseydim de ben de onun aksine hep böyle güzel kalabilseydim" ve olaylar gelişir. Kitabın ilk yarısı felsefi yönü oldukça kuvvetli ve daha sakin, diğer yarısı da insanı heyecanlandırıyor. Bence Lord Henry ve Basil karakterleri iyi/kötü, melek/şeytan rollerinde Gray'e yön vermiş ve seçimlerini etkilemiş. Yazarın gerçek hayattaki kişisel tercihlerini kitapta alt metinlerde bulunabilir ancak rahatsız edici bir tarafı yok. buna rağmen zamanında hapse atılmış ve kitap yasaklanmış. kitaptan şu alıntıyla yorumumu bitiriyorum:"insanların ahlaksız diye nitelendirdiği kitaplar insanları kendi ahlaksızlıklarıyla yüzleştiren kitaplardır."