Murat GÖKÇEK
Bilge
Kundera'nın Çekoslovakya'yı terk etmeden önce yazdığı son kitabı ve benim de okuduğum üçüncü Kundera kitabı. Resme ve şiire yeteneği olan Jaromil'in, çocukluktan yetişkinliğe geçişteki bunalımları, yaşadığı cinsel kimlik karmaşaları, cinselliğe adım atışları, hayalleri, sevgileri, aşkları ve bunların içinde de kendi bedeninden nefret eden bir anne. Romanın arka ekranında ise, savaş yılları, Rusya'nın işgali ve siyasi çatışmalar. Psikolojik analizler ve bilinç altı çözümlemeleri ile Kundera sanırım Freud'a nispet yapıyor. Resimlerini başsız kadın bedenleriyle resmetmek hangi bilinç altının bir yansımasıdır. Peki Jaromil'in ilk cinselliği tecrübe etme deneyimleri, safi bedensel bir aşkın tezahürü müdür yoksa şefkat ve mutlak aşkın beklentisi midir? Gençliği "erkeğin kadınsı çağı" olarak betimleyen yazar, o donemin gençlik sancılarını siyasal konjonktürden muhteşem olarak ele almış.