Buendia ailesinin yüzyıllık serüvenine tanıklık ettiğimiz bu kitapta, Macondo’nun küçük bir yerleşim yeriyken ilçe haline gelinceye kadarki gelişimini görüyoruz. Başlarda sadece çingenelerin yılın belli zamanlarında uğrayıp gösteriler yaptıkları bir yerdir. Zamanla büyük değişiklikler olur. İlk olarak bölgeye Sulh Yargıcı gelmesiyle siyasi olaylar başlar. Romanın uzun bir bölümünde liberallerle muhafazakarların savaşı ele alınır. Peşinden isyanlar çıkar. Yirmi yıl süren iç savaşa son verilmeye çalışılır. Bölge daha da büyür ve muz şirketi açılır. Kasaba tamamen değişir. Bu seferde anlaşmazlıklar sonucu işçi kıyımları başlar (Kolombiya tarihinde dayanağı var.) ve kasaba bambaşka bir hale gelir. Tüm bu olayların yaşandığı Macondo öyle bir yerdir ki gökten çiçek yağar yerlerde halı olur, yıllarca yağmur yağar her yer sel olur, bazen ölümün dahi keşfedilmediği bir bölge olur.
Buendia ailesine gelecek olursak, Macondo kasabasını kuran Jose ve Ursula’nın evlenmesi ile büyük aile serüveni başlar. Çingene Melquiades’in yazdığı kehaneti yaşarlar. Ancak kimse yazdıklarını çözemediği için yüzyıl boyunca kehanet gerçekleşmeye devam eder. En çok korkulan şey, aile içi birliktelikten dünyaya gelecek olan domuz kuyruklu çocuklardır. (Burada aile içi birliktelikler özellikle de çocukların dahil edildiği bölümleri okurken zorlayabilir.) Başlangıçta normal görünen bu ailenin iniş çıkışlarını, savaşlarını, aşklarını, ölümlerini okuyoruz. Bu sebeple her bir karakterin üzerine tek tek konuşabileceğimiz yoğun bir eser olduğunu düşünüyorum. Sadece isimlerin değil yaşananların da tekrarlandığı bir aile. Eğlence, gösteriş, kibir, kıskançlık, yalan bunlardan bazıları.
Yüzyıllık Yalnızlık, her ne kadar olağanüstü şeylerle dolu olsa da şaşırmadan okuyabiliyoruz. Buendia ailesiyle hızlı bir yüzyıl geçirip aslında aileyi ve toplumu incelemiş oluyoruz. Bölge halkını da coğrafyayı da sanki oradaymışız gibi hissedebiliyoruz. Özellikle aile arasında yaşanan şeylerde soğukluğu ve sevgisizliği hissettiğimi söyleyebilirim.
Büyülü gerçekçilik akımının eseri olan bu kitap için yazar, büyükannemin yöntemini kullandım der. En acımasız şeyleri bile olağan şeylermiş gibi anlatır. Hem aynı isimlerin tekrarı hem de olaylardaki hızlı değişiklikler okumayı biraz zorlaştırsa da, kitabın başında Buendia ailesinin soyağacı verildiği için buraya dönüp bakarak karışıklığı engelleyebiliriz. Yine de ara verilmeden okunması gereken bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Son olarak masal tadı veren Yüzyıllık Yalnızlık, zor bir kitap gibi görünse de şans verilip kitabın sonu görülmeli.
Herkese iyi okumalar.