Ayhan Ersoy
Üstat
Yazarın bitirdiğim üçüncü kitabı oldu. Bu okuduklarımı bir potada eritmek hiç de zor değil, zira ortak ögeler, hatta pasajlar sayesinde Murakami kurgusal karakter ailesinin farklı üyeleri baştan sona bütünlük arz ediyor. Kitap bitti, ancak sıradakiler var olduğundan gerçek tükeniş ve bundan kaynaklı tasalanma hakkımı Murakami yolculuğunun sonuna saklıyorum. Yazarın eserleri için metafor kullanacak olsam "kek" derdim, ucundan tadına bakanın tamamını mideye indirmeden kendini tutamaması olayı.
Ayhan Ersoy
Ayhan Ersoy 16 Ağustos 2022
II - Kişinin gerçekte fiilen yaşadıkları ile hayalleri arasında daima net bir ayrım bulunur. Bu iki dünya arasında karşılıklı bir akış mevcut; hayaller gerçekleştikçe, çekilmez hale gelebilen yaşamdan tatmin düzeyi de orantılı olarak yükselir. Söz konusu akış, iki dünyanın basınç değerlerini dengelerken insanın kendini gerçekleştirmesine de hayatî katkı sağlıyor. Tam bu noktada Murakami devreye giriyor ve bahsi geçen mekanizmayı işletmek noktasında bir harikaya imza atıyor : gerçeklik ve gerçek dışılığı ayıran görünmez cidarı ortadan kaldırıp basınç farklılıklarını yok ediyor, her iki tarafın aslî unsurları birbiri içerisinde asimile hale gelirken insan diğer yarısıyla kucaklaşıp sulh tesis ederek "insan" olmanın tadına varıyor. Bu şekilde bilinç ve bilinçaltım ateşkes akdederek dingin ve aşkın bir hissiyata kavuştuğumu söyleyebilirim.
Ayhan Ersoy
Ayhan Ersoy 16 Ağustos 2022
III - Okurun resim, müzik, sinema, edebiyat, kısacası sanat ve tarih, din, bilim, felsefe, Japon ve Uzak Doğu kültürü gibi konulara yakınlık derecesi ne olursa olsun Murakami'den sonra bu alanlarda hatırı sayılır okumalar, araştırmalar yapma isteğinin oluştuğu bir gerçek. Bu alanlarda bilgi sahibi olmak yetkin bir genel kültür seviyesi açısından önemli, ancak hayat denilen bütünün içerisinde rutinler de ciddi paya sahip. Hal böyle olunca Murakami'nin tekrarlara veya görece uzatmalara başvurmasında yadırganacak bir husus yok, tıpkı sıkıcı da olsa her gün yapmak zorunda olduğumuz biyolojik faaliyetler gibi. Ön planda kahraman dişlerini fırçalıyor, ancak pikapta "Richard Strauss-Güllü Şövalye" çalarken bu iş sıradanlığını ve yavanlığını kaybediyor. Kısacası yazarın günlük rutin eylemlerimizi anlatması hayatın ritmine ve akışına ortak, onun doğal bir uzantısı olduğumu ve bu sayede ondan dolu dolu haz aldığımı hissettiriyor.