SEREF Aydin
Dostoyevski'nin daha önce "Suç ve Ceza" ile "Kumarbaz" adlı romanlarını okumuştum. Onların etkisini bulmak ümidiyle "Ev Sahibesi"ni okudum. Tam anlamıyla bir hayal kırıklığı yaşadım desem yanlış olmaz inanın. Romanı ya ben anlamadım ya da gerçekten anlaşılacak bir konusu yok. Ordinov ev ararken karşısına çıkan bir Alman'ın evini kiralıyor ve parasını ödüyor. Daha sonra bir başka evi kiralıyor ya da odayı diyelim. Olayların karışıklığı burada başlıyor. Kimdir evini kiraladığı kadın ve adam? Aralarındaki ilişki nedir? karmakarışık. Babası biliyoruz. Oysa ki babası yangında ölmemiş miydi? Kız, Ordinov'a kardeşim diyor ama onu bir sevgili gibi sevdiğini belirtiyor. Sonuçta ne oldu, o da başka bir nokta. Bir de Ordinov'un arkadaşı O'na çok kızdığını söylüyor ve sonra sen gerçekten büyük bir insansın diyor. (Tüfekle kendisine ateş eden yaşlı adamı şikayet etmediği için). En belirgin özelliği ise -klasik Rus edebiyatının özelliklerinden birisi- fakir ya da orta kesim insanlarının yaşadığı mahallelerde geçiyor olması. Tek başına yaşayan, ne iş yaptığı tam belirtilmeyen insanlar. Basit bir ahlak dersini karışık bir kurguyla vermeye çalışmış yazar. Uzun lafın kısası çok tuhaf bir roman. Hele "Suç ve Ceza" gibi bir roman bekleyen benim gibiler için... Bir de kitabın baskısı ile ilgili yayınevine eleştirim olacak. Kitabın bir çok yerinde yazım yanlışları var. Düşük cümleler, birleşik yazılmış -de bağlaçları ve -mi soru ekleri vb. Daha dikkatli olmak gerekir diye düşünüyorum.