İlber hocanın Topkapı Sarayı'ndaki görevine devam ettiği dönemde, 2012 yılında ilk baskısı yapılan bu eser, iki ana başlıktan oluşuyor: Biri, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Yakın Tarihimiz, diğeri ise Osmanlı’dan Günümüze Orta Doğu. Konu, geniş bir coğrafyaya yayılı Osmanlı toprakları olunca kitapta çok sayıda alt başlık var. Eserde, son iki asırda geçen ve hala tartışılan, detaylarını merak ettiğimiz birçok konuya yer verilmiş.
İlk bölüme milliyetçilik konusuyla başlıyor İlber hoca: “Hiç kuşkusuz, Türk milliyetçiliği en geç safhada ortaya çıkmıştır. Bunun siyasî doğuşu imparatorluğun ana unsurunun siyasî sorumluluğu dolayısıyla gecikmiştir. Namık Kemal’in “vatan”ı, bugünkü vatan olmaktan çok, bir Osmanlı-İslam vatanıdır. Millet de öyledir.” Ağırlıklı olarak da Osmanlı’nın Balkan topraklarında yaşanan milliyetçi akımları inceliyor: “Balkan milliyetçilikleri, milliyetçiliğin kendisi kadar eskidir; içlerinde tarih bilincine geç ulaşma dolayısıyla, yanlış oluşan kimliği tashih eden kavimler vardır. Ama Balkan milliyetçilikleri (Türkler ve Arnavutlar hariç) Balkan milletlerinin kendi içlerinde oluştuğu kadar dışarıda da geliştirilip desteklenmişlerdir.”
“Arap Baharı” ve sonrasında gündemimizde sıkça yer alan Libya’nın, Roma, Osmanlı ve İtalya tarihindeki öneminden bahsediliyor. Atatürk’ün de içinde olduğu subayların, İtalya’ya karşı yapılan yerel direnişi örgütlemesinden sonra, direnişin 20 yıl daha sürdüğü ve Mussolini’nin kanlı şekilde bunu bastırdığı bilgisini veriliyor.
Osmanlının çöküşü hakkındaki tartışmalara böylesi bir kitapta değinmemek olmazdı: “Önceki çağlarda Türk Devleti geleneğini ve o devletin gelirleri orduya ve dar bürokrasiye yeterliydi. Ama 19. asrın Türk devleti öyle değil. Yani eğitimle uğraşacak, sağlıkla uğraşacak, daimî bir ordu besleyecek ve dahası bu artık modern tekniğe dayalı bir ordu. Bunun için gerekli geniş bir bürokrat kadroya sahip olmak zorunda olduğu şüphesiz. Bunları nasıl karşılayacak? Kendi kaynakları yetmiyor, üstelik bunları kontrol edip modern bir şekilde kayıt altına da alamıyor. Dolayısıyla 18. ve 19. asrın ilmi dâhilinde bütçe yapan, varidat ve mesarifatı önceden öngören ve ona göre harcama yapıp vergi toplayan devlet tekniğini ve mali tekniklerini alamamışlar.”
Cumhuriyetin ilanıyla başlayan tarihi gelişmelere de genişçe yer veriliyor. “1923 meclisi, güya muhalefetin az olduğu daha dikensiz bir gül bahçesi gibidir. 286 üyesi vardır. 286 üyeden sadece 158’i uzun tartışmalardan sonra cumhuriyet rejimine onay vermiştir. Bu sayı yarının biraz üstüdür. Peki diğerleri hayır mı demişti? Onlar sadece müstenkif, çekimser kaldılar. Onay artı sükût biçiminde yeni rejim genelde kabul görmüştü. Başkası artık düşünülemezdi.”
Kitapta ülkemizin anayasal gelişme tarihi, hukuk eğitimi hakkında önemli tespitler mevcut: “Dünyadaki nadir örneklerden olan özgün hukuk devrimini yaptık ama hukuk eğitimine aynı önem ve titizlikle yanaşamadık. Sorunumuz, hukukçu kadroların yetişmesinde niteliğin temin edilememesidir. Yargı hayatımızda bunu acı tecrübelerle gördük. Nitekim birçok hukuk fakültesi açılmasına rağmen az sayıda başarılı öğrenciye nitelikli eğitim verme işinde Galatasaray ve Bilkent gibi kurumlar öncülük ettiler. Bugün bunlara benzer hukuk fakültelerinin sayıları artıyor, artması da gerek. 5 Kasım 1925’in hukuk eğitimimizde önemli bir tarih olarak benimseneceğini ümit edelim.”
Konu demokrasi olunca seçimler, çok partili hayata geçiş, Demokrat Parti, 1960 ve sonrası unutulmamış.
İkinci ana başlık olan “Osmanlı’dan Günümüze Orta Doğu” ise Filistin, Lübnan ve Arap milliyetçiliği gibi konuları işliyor. “Ortadoğu, tarifi yapılamayan bir coğrafya... Çünkü coğrafyacıların aklı dahi bölgenin fiziğinden, hatta ırkların yapısından evvel dinine takılıyor. Bu gayet saptırıcı bir yaklaşım... Çünkü dinlerin hepsi Ortadoğu’nun ürünü... Vahye inanan insanlar için Allah peygamberleri sadece Ortadoğu’ya göndermiş demek lazım. Niçin bu koca kıtanın fiziğine göre tarif yapılamıyor? Tabii ki araştırma tam tamına yapılamadığı için...”
Sohbet kıvamında, akademik düzeyde ağırlığa kaçmayan bir üslupla hazırlanmış, zevkle okunabilecek bir kitap.
Kitap hakkında İlber hocayla yapılan söyleşiyi izlemek isterseniz bkz.: bit.ly/3dFMgKT
İyi Okumalar!