benozlemg
Kitapkurdu
Gülseren Budayıcıoğlu; Kenan Bey, Handan Hanım ve Fadi’nin hikayesi üzerinden o kadar güzel bir anlatım sergiliyor ki. Kader motifinizi yani seçimlerinizi, karakterinizi, kimliğinizi başka birçok özelliğinizi, kendinizi anlamaya çalışıyorsunuz. Budayıcıoğlu’nun anlatımında, kadınların ve erkeklerin yetiştirilme biçimlerini, toplumun gözlerini, sevgiyi, saygıyı, yaşam amacını tam bir fotoğraf olarak sorguluyorsunuz. Kitabı bir yandan okurken karakterlere özellikle Kenan Bey’e kızarken sonlara doğru kızgınlık yerini üzüntüye alıyor. Hatta onun kendini bulmasına memnun olduğumu söyleyebilirim. Hatta Kenan Bey’den Gülseren Hanım’a gelen defter biterken, tüylerim diken diken oldu. Kitabı okurken “Gerçek hayatta kim bu Kenan Bey?” diye çoğu zaman düşündüm (ki bu soruyu diğer kitapları okurken de çok düşündüm :)) Beni aynı filmlerdeki gibi “gerçek olaylardan/kişilerden hikayeler” cezbediyor.