Şural
2011'de kaybettiğimiz Kırımlı yazar Cengiz Dağcı'nın okuduğum ilk eseri.
Eserlerinde, özellikle Kırım Türkleri'nin Ruslardan gördüğü zulmü anlattığını duymuştum.
O niyetle başladığım kitap, ilk olarak konu noktasında beni yanılttı.
Ölüm ve Korku Günleri, 2. Dünya Savaşı yıllarındaki Polonya'da yaşayan 23 yaşındaki Teresa Zoromb'un dilinden anlatılmış.
Almanların saldırılarını ve bir şehrin-Varşova, bir mahallenin -Sliska, korku günlerini anlatıyor.
Biraz "Hayat Güzeldir"i, biraz da "Piyanist"i hatırlatan tatlar var.
Ama nedense yazar, eseri içerisinde Peyami Safa kitaplarına benzer, Hilmi Yavuz'dan çok, Ahmet Altan'dan az müstehcenliği sıklıkla işlemiş.
Yerli yersiz tasvirler, açık seçik anlatılan gayri meşru ilişkiler derken eserden ama daha da önemlisi yazardan az biraz soğudum.
Son eleştirim de kitabın sonuna. Maalesef eser, havada sayılabilecek şekilde okuyucuya veda ediyor.
Akıcı mı? Evet, yiğidi öldür hakkını yemem baından; belli yerlerde takılsa ve sıksa da akıcı.
Ama dediğim gibi beklentimin ve de hayalimin altında ve ötesinde bir eser...