SEREF Aydin
"Han Duvarları"nda her biri birbirinden güzel şiirler var. "Gönlümün yok niyeti, Açılmak için sana. Çektiğim eziyeti, Yüzümden anlasana." dizeleriyle ne güzel anlatıyor aşkına bulamadığı karşılığı. "Sakın bir söz söyleme, yüzüme bakma sakın! Sesini duyan olur, sana göz koyan olur. Düşmanımdır seni kim bulursa cana yakın, Anan bile okşarsa benim bağrım kan olur." şiirin bilmeyenimiz yoktur herhalde. Sevgi o kadar yüce bir duygu ki şairin sevgilisine olan aşkını dile getirdiği şiirinde "Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun." diyerek duygularını beddualarla ifade ediyor. Aşk yaşanır, ama anlatılamaz derler. Faruk Nafiz aşkı hem yaşamış hem de inanılmaz duygularla anlatmıştr. O'nu her şiiri ayrı bir duygu yüklüdür. Mehmetçiğe yazmış olduğu kasidedeki epik duygular ya da Ali adlı şiirindeki "Namluna dayanır yola dalarsın, Duruşun, bakışın yaman be Ali" diye devam eden hayranlık duyguları başka türlü daha güzel anlatılamaz. Çoban Çeşmesi ile Han Duvarları şiirleri ise en meşhur şiirleri şairin. Bugüne kadar Türkçe ve Türk Dili Edebiyatı ders kitaplarında çoğunlukla yer almıştır bu iki şiir. Hemen hemen hepimiz okul sıralarında çoban çeşmesinin uzaktan uzağa akışını ve dağlara ne söylediğini hayal etmeye çalışmışızdır. Çoban Çeşmesi bütün aşıkların çeşmesidir şaire göre ama, artık eski aşklar kalmamıştır. Kerem ile Aslı ya da Ferhat ile Şirin aşkları artık yaşanmamaktadır. Şair özlemlerini dile getirir bu şiirinde. "Han Duvarları" ise bir roman ya da bir masal edasındadır. Okurken kendime her zaman bir hikayenin içinde bulurum. Orta Anadolu'dan başlayan bir yolculuk, bir ayrılığın hikayesidir, bir arayıştır Han Duvarları. Vardığı her handa karşısına Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış'ın dizeleri çıkar. Onun macerası şairimizin macerası olur, merakla ilgiyle takip eder, sonu dramatik biten bu yolculuğu. Han Duvarları; Türk Edebiyatının ölmez şiirlerinden biridir. Onun üzerine ne söylense azdır. En güzeli fırsat buldukça açıp okumak.