rıch
daha önce okudugum morgan'ın bır cıft yurek adlı kıtabın içeriği ile aynı anlamda. herzaman dedığim gibi ben okuduğum her kitapta o zamnı yasar o insanların içinde bulurum kendimi. Diğer kitapta Aborjinlerle birlikte koskoca çölü onlarla aştım. Rampa'da beni Tibete götürdü. Bambaşka bir dünya tanıdım çünkü onlar kendi dünyalarını kurmuşlardı. Konum itibarı ilede zaten ulaşılmaz gibiler. Oldukça yüksek bir felsefeye sahip oldukları yüksek yaşam yerlerindende anlaşılıyor. Batı medeniyetinin 6 ncı his dediğine onlar üçüncü gözü ile çok gelişmiş bir teknikle bence gerçekleştiriyorlar. Koskoca dünya medeniyet yaşıyoruz derken aslında bu etnik insanların bu medeniyeti yüzyıllar önce yaşamış olmaları ve bunu hiç değiştirmeden sahip çıkmaları bunun için tek bedel bile ödememeleri prensiplerin geçilmemesi kuralların çiğnenmemesi sahip oldukları herşeyi en küçük zerresine kadar hesap edilmesi bence bambaşka bir dünyadalar. Herşeyden bu kadar uzakta olup zarar görmeyeceklerini bilselerde kültürlerine bu kadar sahipkar olmaları bende kendi kültürümüzü ne kadar asimile ettiğimiz geçeğini karşıma getirdi. Batı diye medeniyet diye kendimizi kendi değerlerimizin dışına atmamız avrupayı yaşamamız amerikacı olmamız ne yazıkki hiç kendimiz olamamız ve ne yazıkki ne kadar Türk olarak kaldık gibi bir gerçeği önümüze seriyor. Kitapta Rampa'da sürekli olarak Batı medeniyetlerinde diye kendi sahip olduğu eşsiz gördüğü medeniyeti asla düşürmüyor dilinden. Değerlerine değer vermek cok güzel. Tibetliler dünya tarihi ne rakamı gösterirse göstersin onlar için hep zaman aynıdır. muhakkak okunması gereken bir kitap. teşekkürler.