Bekir Tufan
Susmak, cevap bekleyen adamın inanılmaz çilesidir. Susmaya binbir anlam yüklenir önce, sonra... sonra yavaş yavaş bir korku bir ürkeklik kaplar insanın içini. Ve aşk bu noktada insanın başındaki en büyük beladır. Yorulur, yıkılır, yırtınırsınız, umduğunuza nail olmadığınız için, bir cevap beklediğiniz için. Nihade aşkın ismiydi. Ama sade bir aşktı. Onun aşkı yapmakla olan bir aşk, yazmakla büyüyen değil. Kaybolan Nihade'yi o kokuyla bulmak ne kadar da burkucu ve ne kadar da güzeldi kitabın sonunda. Ağlamamak için kendimi zor tuttum. Adam yüreği cevap beklerken Nihade ben sadece benim, beni yüceltme diyordu aslında. Susması buydu ama suskunluk sözü de suyu da yakan bir ateş olarak büyüyordu yürekte. Evet, acı ya nefrete ya cinnete ya da sükunete dönüşüyormuş. Aklıyla kalbinin, haliyle sözünün, teslimiyetiyle vehminin arasında kalan bir adamın, bir sahte yeniçerinin hikayesi...Susarak herşeyi açıkça söyleyen bir kadının hikayesi. Bir kokuyla aydınlanan muhteşem sır. Kalbinizi ellerinizin ortasında hissettirecek bir kitap... Nazan BEKİROĞLU, yüreğine... diline sağlık..