hans giebenrath
ben beğenmedim. bilinç akışı-sürealizm tarzı edebi yöntemlerin türk edebiyatında tam olarak yerini aldığına inanmıyorum. bu tarzın ve benzerlerinin gerçekliği olması için ortaya çıkmasına sebep olan toplumsal koşulların da var olması gerekir. edebi yöntemler de felsefe gibi salt yazarın hayal gücünden ibaret değildir. Hatta bu hayal gücü saf bir hayal gücü olsa bile o da toplumsal koşullardan etkilenir. türk toplumunda bu koşulların oluştuğunu düşünmüyorum. yani bireysellik, yabancılaşma, bireysellikten kaynaklanan yalnızlık ve hepsinden önemlisi modernleşme yoğunluğundan sıkılma gibi. türkiyede birey yok bir defa. modernleşme hiç olmadı. dolayısıyla bu tarz edebi yöntemlerin de felsefi çalışmaların da henüz tam anlamıyla karşılığı gözükmüyor. tamamen okuyucuyu cezbetmek, büyülemek, yenilikçi gözükmek için yazılmış bir eser. ben tarihsel bir roman okumak isteyen bir türk okuyucusu olarak daha gerçekçi, daha sade ve daha samimi bir anlatım beklerim. örnekte çok türk edebiyatında.