Fahriye Gül Olur
İnsancıklar'ın Dostoyevski'nin ilk kitabı olduğunu, ve cok karşılaşılmayacak bir şekilde daha ilk kitabından bir üne sahip olduğunu ve onun için "Yeni Gogol doğdu!" dendiğini okuduğumda da çok şaşırdım. İsminden de anlaşılabileceği gibi, İnsancıklar, küçük insanları anlatıyor. Yoksullukla mücadele eden, paraya yabancı olan insanlar bunlar. Kitabın genel olarak hüzünlü ve karamsar bir havası vardı, Dostoyevski bunu güzel yansıtmış. Ama Makar ve Varenka arasındaki mektuplaşmalar çok güzeldi, her şeye rağmen birbirlerine destek olmaya çalışmaları, birbirlerine olan sevgi, Makar'ın Varenka'ya hitapları (özellikle "güvercinim" :)) bu karamsar havayı bir nebze de olsa hafifletiyordu. Kitabın Varenka'nın gidişi ve Makar'ın çaresizce ona yazdığı mektupla bitmesi çok etkileyiciydi. Kitap boyunca çok bir şey hissetmemiştim ama sonu ile birlikte gerçekten hüzünlendim.