Victor Frankl döneminin en ünlü terapisti ve aynı zamanda alanındaki en ihtisaslı bilim insanı. İkinci Dünya Savaşı sırasında bir toplama kampında tutsak ediliyor. Kampta kaldığı süre boyunca gördüğü manzaralar, yaşadığı olaylar kan dondurucu! Tüm bu yaşananlara rağmen hayatta kalmanın anlamını arıyor. Yaşadığı onca olayı, hayatın sonsuz küçük sorunlarından biri olarak düşünmeye çalışıyor. Kendisini zorlayan durumlardan, her saat ve her gün bahsetmek yerine düşüncelerini ılımlı ve aydınlatılmış olanlara çeviriyor. Yaşadığı ıstırapları bir nevi sonucu güzel olacağını düşündüğü anlamlı yerlere bağlıyor. Böylece ıstıraplar, ıstırap olmaktan çıkıyor.
Frankl'a göre insan bedeni şartlandırılabilen bir organizma. İnsanın ruh hali ile vücudunun bağışıklığı arasında paralellik söz konusu. Güç, cesaret ve umut kayıpları kişinin bedeninde var olan direnci aşağı çekiyor. Böylece kişi bu paralellikte yaşamını da bir yerde sonlandırmış oluyor.
Frankl, hayatta olan bir insanın hala umut etme sebebi olduğunun altını her fırsatta çiziyor. Sağlık, aile, mutluluk, profesyonel yetenekler, zenginlik, toplumdaki konum, bütün bunlar yeniden başarılabilecek ve yerine konabilecek şeyler.
Hangi süreçten geçilirse geçilsin gelecekte güzel şeyler inşa etmek için hala yeterince zaman ve umut var... Yaşanmışlıkları dünyadaki hiçbir güç unutturamaz; ancak kişi tüm bu yaşananlar karşısında pes ederse çekilen onca çile ahmaklık olarak kalır. Yaşanmışlığın anlamlı olması için, bir çaba uğruna çile çekildiği gösterilmelidir.
Eşini, ailesini ve en yakın dostlarını kamplardaki gaz odalarında ya da krematoryumlarda kaybeden ve sayısız işkenceye maruz kalan Victor Frankl tüm bu ıstırabı sonrasında, dünyadaki tek bir insana dokunabilmek için, Hayatın Anlamı'nı anlatmaktan asla vazgeçmeyerek bir yerde ıstırabını sağlam temelli bir binaya dönüştürüyor.
Yıllardır çok satanlar listesinde yer alan bu eşsiz kitabı, her yaştan okuyucu muhakkak okumalı ve hala hayatta iken umudu yitirmemeli.