mistafo
Bilge
Yaşadığım yerde rakımı yüksek çok sayıda dağ bulunur.İçlerinden yerleşim yerlerine uzak olan ve ancak yüksek bir tepeye çıkınca görülebilen birisini izlerken çok tuhaf duygular yaşıyorum.Üst kısmı sarp kayalık. Bu dünyadan değil, başka bir gezegene ait sanki. Onu izlerken hatırlamakta zorlandığım çok uzak bir geçmişimde onunla ilgili birçok anım varmış gibi hissediyorum.“Drogo bu dünyayı daha önce nerede görmüştü? Düşünde mi görmüş yoksa eski bir söylenceyi okurken mi kurmuştu? Burayı hatırlar gibiydi, şu alçak kayalıklardan oluşan yığınları, hiçbir bitkinin olmadığı girintili çıkıntılı bu vadiyi, bu sarp uçurumu.. Ruhunun derinliklerinde çözemediği bazı yankılar uyanmıştı.(s.31)” Drogo’yu çok iyi anlıyorum. O dağın manzarasını saatlerce izleyebilirim.Kitap başından sonuna kadar duygu yoğunluğu yüksek bir deneme, bir şiir gibi. 15 sene önce ilk kez okuduğumda çok etkilenmiştim. Konuyu ana hatlarıyla hatırlıyor olmama rağmen şimdi tekrar okuduğumda aynı şekilde etkilendim. Fevkalade.