Fulya Al
Kaşif
Süslü itiraflar eşliğinde sahte bir merhamet arayışım yok...
Aşk dipsiz bir kuyu, çünkü, herkesin yüreği göğsünde taşıdığı insanın avucunun içinde önceleri. Sonra kavuşulmazsa acı, fakat insan o acının içinde de ne hikmetler yaşanabileceğini düşünmeli. Acı da olsa tecrübe, güzel yollar açabilir insana. Tarık Tufan'ın okuduğum ilk kitabı. Bence bir yazar olarak teknik becerisi, sakin karakter kadrosu ve hikayesinin ilerleyişi, devam eden olay örgüsü nostaljik bir zeka ürünü. Nedense ben bu kitabı karşılıksız bir aşk ya da saplantılı bir aşığın ümitsiz çırpınışı olarak değerlendiremedim. Ya da bana daha özel bir hisle, farklı bir bakışla geçti de diyebilirim. Kitapta verilen aşk olgusunu, kanadı kırılmış bir kahramanın yaşayacağı gerçeküstü bir hikayenin başlangıcına yol açılışı olarak değerlendirdim. Firdevs'e delice aşık olan Orhan'ın, bu uğurda akademisyenliği de dahil hayatını mahvetmesi mi idi? Yoksa Saklıkuyu davetlisine çağırılmak üzere verilen özel bir neden mi idi? tartışılabilir. Heidegger'in, 'varlığın kaderi, hiçbir zaman insanı yalnızca kendi ötesinde olmak zorunda bırakan kör bir yazgı değildir. O daha çok insanın vuku bulmakta olan şeyi meydana çıkarmak için harekete geçmeye çağırıldığı açık bir yoldur,' dediği gibi. Saklıkuyu adlı kasabanın deneyimini yaşayabilmek için Firdevs'e dair hayal kırıklığı yaşaması, ona davet edilme kapısını açmış oldu. Giden aşkına takılıp kalmış ve nedenlerine bir cevap arayışında oluşu Saklıkuyu karakterleri ile yollarının kesişmesini ve bu hikayenin gerçek boyutta gelişmesini sağladı. Karakterler doğal ve bir o kadar da ilginç bir konuda gerçek ile hayali birbirinden ayıran ince gölgeler gibiydiler. Defne, Belma, Hilmi, Orhan... Kitabın bütünüyle mütevazı ve basit tarzı çeşitli kişisel duyguların eliptik olay örgüsüne merakla dahil olmayı sağlıyor. Karakterleri gerçeklikle inşa eden ve melankolik duygu geçişlerinin, yanlış bağlanmanın ve insan doğasında her zaman olabilecek hataların kabulü ile hayatımızın her anında yaşanmayı hak eden mutluluğa dair umut üretebilecek bir hikaye. Tarık Tufan'ın okuduğum en iyi kitabı mı olur, bilmiyorum. Fakat diğer eserlerini okumaya motive olmam için iyi bir referans kitabı olduğunu söyleyebilirim. Önererek, keyifli okumalar dilerim. ... ''Hayatımı mahvettim. Üstelik bunu yaparken aklım başımdaydı. Hayatımı bile bile mahvetmemin tek bir sebebi vardı: Aşıktım ve dünyanın geri kalanının gözümde zerrece bir değeri yoktu.''