ilkay coşkun
Kitapkurdu
Öyküler, taşrada inşa olunmuş kültürel kanonik yapının bir numunesi gibi işleniyor. Öykülerde her ne kadar Ankara ve Yozgat şehri mekânlar olarak daha çok gözükse de taşra ve köy sosyolojisi çoğunlukta işleniyor. Ayrıca bazı öykülerde konuların birbirinin içine girdiği, mürekkep unsurlar kendisini göstermektedir. Bazı öykülerde de okur ters yönden mugalâtaya (yanıltmacaya) uğratılmaktadır. Bu da öykülerin serüven ve heyecan yönünü resmetmektedir. Başka bir ifadeyle öykülerde hüzün makamı daha baskın gibi gözükse de yer yer heyecan ve macera kırıntıları da yok değil. Düşmemek için ilerlemesi gereken bir bisikletli gibi değil midir hayat? Sonuçta mücadeleler hep biz insanlar ve hatta canlılar için hep var olacaktır. Taşra ve bozkır kültürünün çerçevesi, biyopolitiği (sınırları) çizilmektedir böylelikle diyebiliriz. Bu güzel öykülerin okunmasını tavsiye ederim.
Alper Aslan
Alper Aslan 12 Ağustos 2024
Bu harika inceleme yazısı için çok teşekkür ederim üstadım. Azim ve şevk verdiniz. Kaleminiz daim olsun.