Gamze Özdemir
Bilge
Savaşın insanlar ve topraklar üzerindeki yıkıcı etkisi, memleket denilen yerlerin anıları yok etmeye yetmese de sarsıcı biçimde tahrip edilişi, dostluğun, sadakatin, koşulsuz sevginin ve ihanetin öyküsü. Yazarın betimlemelerini çok başarılı buldum. Okurken Kabil Vezir Ekber Han'daki o evi, evin girişini, nar ağacı ve mezarlığa uzanan yokuşu, Emir'in odasını, Hasan ve Ali'nin müştemilatını, Baba'nın odasındaki resmi havasını, hepsini görebiliyordum, sanki okumuyor izliyordum. Afganların bağrına bastığı bir Peştun olan Emir ve dışlanan, sevilmeyen bir etnik kökene sahip Hazara olan Hasan ve babası. Bir adamın günahlarını yalanlarla örtmesiyle kader, belki çoğu şey eşit olabilecekken iki çocuğa farklı motifler örer ve hayatları bu motifler ile şekillenir. Ve Hasan, Ah Hasan. Bir kitap karakteri ne kadar içinize işleyebilir, acı verebilir. Canım çocuk, kalbimde yerin kocaman. Sana sımsıkı sarılıp dünyaları önüne sermek isterdim.