Ahmet Ümit'in "Kayıp Tanrılar Ülkesi" kitabında kurmaya çalıştığı mitoloji ile modern dünya arasındaki o bağı gerçekten takdir ettim. Arkeoloji ve mitoloji meraklılarının ilgisini çekebilir. Mitolojik referanslar, kitaba yeni bir katman ekliyor. Bu referanslar, okuru düşünmeye ve sorgulamaya teşvik edecek cinsten. Özellikle Almanya'daki göçmen sorunları ve aidiyet duygusu gibi evrensel temaların işlenişi, kitabın toplumsal ve felsefi bir derinlik kazanmasına yardımcı olmuş.
Milletler ötesinde insanlığı, hatta daha genelde canlı sevgisini ve haklarını savunan biri olarak baskılayan bir probleme işaret eden ara satırları okumak her zaman beni iyi hissettirir. Almanya'da göçmenlerin yaşadığı problemler, post-Nazi sancıları ve hâlâ insanların aidiyet hissiyle mücadele ediyor olması gerçekten etkileyici. Dolayısıyla bu haliyle kıymet merdiveninde üst basamaklara tırmanabilir. Sadece çok fazla göze sokan, itici cümleler olması rahatsız ediciydi. Özellikle Yıldız karakterinin iyi işlenememiş olması ve onunla bağ kurmakta zorlandığımızı düşünürsek elbette bu durumu daha da rahatsız edici bir odağa çevirmiş olabilir.
Kitaptaki en başarılı dokunuşlar kesinlikle mitolojik bölümlerde yapılmıştı. Dil ve biçem olarak yadırgamadım. Yer yer çok güçlü karakteristik özellikler okuyabildik o metinlerde. Bir de o bölümlerin sonda bağlandığı yer anlamlıydı. Beklenmedikti, hoşuma gitti kesinlikle. Sonunu söylemeden nasıl ifade edebilirim bilmiyorum ama kitabın bence de öyle bitmesi gerekiyordu. Eğer diğer türlü bitseydi, Yıldız karakteri o sözleri etmeseydi gerçekten çok gevrek bir tadı olacaktı kitabın. Her ne kadar güçsüz bir kurgulama olarak baksam da bu haliyle olabilecek en doğru sonla bittiğine inanıyorum.
Mitolojideki baba-oğul çatışmasını günümüz baba-oğul çatışmasına bağlamak bence harika fikir. Klişe ama hâlâ kanayan bir yara bu. Kitapta ilerlerken katilin kim olduğu konusunda tahminim farklıydı. Kaderci anlayışı sarsacak bir twist bekliyordum. Zeus Altarı'nın Berlin'e götürülüşünü, duvarın yıkılışını, doğu ve batı Almanya gerçeğinin halktaki yansımalarını ve ailelerde yarattığı travmaları kitabın bir parçası olarak okumak, kesinlikle daha fazla araştırmaya sevk etti. Daha farklı bir gözle bakmamı sağladı Almanya'daki yaşama. Bir duyarlılık da geliştirdi denebilir. Ancak karakter gelişimi ve dil kullanımı gibi bazı alanlarda geliştirilebilir. Eğer karakterler üzerine yeniden çalışılıp kurgu tamirine gidilirse çok isterim tekrar okumayı. Yine de bu haliyle okuyup başka bir bakış açısı kazanmak için bile Kayıp Tanrılar Ülkesi alınabilir.