rabia nazik k.y.
İsim ve Ateş adlı iki bölümden oluşan kitap, isim ve ateş arasında geçen bir yeniçeri devrini anlatmaka ve onun yakınında zuhur eden bir aşkı..Sadece şu iki paragrafla yüzyüze gelmek için bile tüm kitap okunmaya değer diye düşünüyorum;…Eyüp oyuncakları satan yaşlı oyuncakçıyı hatırladım. Nur’a uykunun sularına düşerken eşlik etmesi için müzikli bir salıncak alırken bir vidasının gevşek olduğunu fark etmiştim. Usta, şunu bir sıkıştırıver demiştim. Yoksa iki gün sonra dağılacak.
Gülümsemişti. Bırak gevşek kalsın, demişti, ki dönüp yine bana gelesin.
Aşk yaratılmışların içinde kusursuz görünse de en kusurlu olanıydı kuşkusuz. Hiç dağılmayacak zannedilen bütünün ansızın darmadağın olmasının mantığa gelir bir nedeni yoksa, bu sadece kusurlu yaratılmış olmakla izah edilebiliyordu. Bilerek ve isteyerek Onu yaratana, rakip sıfatıyla araya girme hakkını versin ve ki kulları onu bırakıp aşka tapmasın diye. Aşkı ve dahi onu kalbinde taşıyacak olanların tümünü yaratan kuşku yok ki; aşıklar, gerçek aşkın mahiyetini ve kaynağını önünden bulutlar çekilen dolunay gibi fark etsinler diye, birbirlerine bitimsiz bir aşkla bağlanmasınlar diye, aşkı bitimli kılmıştı. Bitmemesi aşkın, ancak onu yaratanın fark edilmesi anlamına geliyordu. Çünkü bitimsiz olan sadece O’ydu. Fakat kaderi öfke ile rıza arasında sallanıp duran aşkın beşeri yanı ruhani yanını tedirgin edip duruyordu. …

…Değil mi ki bir kez ismi koyulmuşsa tarihin bir döneminde şaşaayla var olmuş ve sonra sonsuza değin unutulmuş şehirlere unutuluş yok. İlahi muhayyile de çünkü unutuş yok. Gelmiş ve geçmiş bütün ateşlerin tutuşturabileceği kadar hararetli alevlerde yansın bütün defterler.
Allah’ın defterleri yakılabilir mi?....