mesut cemil
Kitapkurdu
ya bu umberto düpedüz saçmalıyor, ama öyle güzel saçmalıyor ki. Ya adam damdan dama atlıyor ama öyle güzel öyle estetik atlıyor ki. Yalan söylerken bile o kadar efendi ki: soylu niketas diye başlıyor cümlesine. frederikİN başına bir sürü iş açıyor ama değerli babacağım diye başlanan söz nasıl yerine getirilmez ki. diğer yorumları hiç okumadan yazıyorum yorumumu, tahminim çoğu yorumcu karmaşık ve zor bir kitap diyecektir. ama eco nun bütün kitapları öyledir ki, anlamanız için biraz kafa yormanız gerekir. ayrıca umberto econun espiri anlayaışına hayranım, badulino ormanda azizi gördüğünde peki sana ne dedi diye sorduklarında o çocuğu badulino dedi diyor. burda çok ince bir espiri var. espiriyi açıklAmayacağım, herkes biraz kafa yorsun ve bulsun. rahip johannes ülkesine gittiklerinde bir sürü garabetle karşılaşırlar. halbu ki onlar altından ırmaklar akan köşkler, som altından saraylar, huriler hayal etmişlerDir. karşılaştıkları manzara tam anlamıyla garabettir. hatta onlarda badulino ya sizin topraklarınız şöyle böyle diye badalinonu tasavvurunun aynısını söylemektedirler. bu da çok orjinal değil mi. herkes için en kutsal yer bilmediği yerdir mesajını veriyor aslında burda. kitabın espirisinin altında saklanan asıl konusuna gelirsek eco ortaçağ hırıstiyanlarının hurafeleriyle dalga geçiyor.