Emine Özgen
“ En Uzak Şehir “ Gürcan Banger’in öykü Kitabı’nın düşündürdükleri. “Bazen mutluluğun anahtarı, baştan beri kayıp olan anahtarı bulmaktır.” Böyle başlıyor Gürcan Banger’ in kitaptaki ilk öyküsü. Peki, hikâyenin kahramanı Mümtaz Bey kaybolan bir hayatta, anahtarı na kavuşuyor mu? Yoksa kaybettiği bir anahtarı hayatın içine mi sokmaya çalışıyor? Bunu yaparken umulmadık bir anda varlığını uzun zaman önce unuttuğu hayatının kitabı ‘Huzur’ ortaya çıkıyor. İşte o zaman gerçekle kurgu bir oluveriyor… Ya da hiç olmamış gibi ansızın kayboluyorlar… Nereye mi? Kim bilir? Okuyucusunu daha önce görülmemiş bir bulmacanın içine hissettirmeden çekiyor yazarımız. Mutluluğun anahtarını nerede arayacaksanız artık, bulun efendim…
Sultan Orhan
Sultan Orhan 24 Ocak 2024
Roman olsa yazar acaba nasıl devam ederdi sorusu aklınıza gelmiyor değil.Hikayeler olaya bağlı değil. Bütün kurgu olayın etrafında şekillenmemiş. Bazen olaydan uzaklaşıp kişinin iç dünyasına yönelmiş. Bazen gerçekle kurgu iç içe geçmiş.Yazar, gerçekle kurguyu iyi dans ettirmiş. Hikâyelerde tasvirler okuyucuyu boğmuyor. Duru bir dil kullanmış. Oyunla gerçek hayat iç içe girmiş. Bazen neyin oyun neyin gerçek olduğunu anlamak zor. Hikâyelerde hüzün var. Ara sıra anlatılamayanlar, ifade edilemeyenler mektuplarla anlatılmış. Hikayelerde aşk var ama aşk hikayesi değil. Hikaye yazmanın roman yazmaktan zor olduğunu düşünürüm. Hikayeleri okuyunca bu fikrim daha da güçlendi. Yazara hakkını vermeli. Kurmaca tekniklerini çok iyi kullanmış.