faik çelik
Kitapkurdu
Norveçli yazar bu kez Danimarka ağırlıklı bir öykü anlatıyor. Adını hiç öğrenemeyeceğimiz 60 yaşındaki anlatıcı kadının yaklaşık 6-7 yaşlarındayken hatırladığı 1932 Noel’i ile başlayan roman, çocukluğunu, gençliğini, Danimarka’nın 1939’daki Alman işgalini, abisinin direnişe katılışını, 1943’deki işgalden kurtuluşu, zaman zaman geriye dönüşler yaparak anlattığı bir hayat hikayesine dönüyor. Peterson’un ilk romanlarından olduğu belli, son iki romanından (Ardından ve Benim Durumumdaki Erkekler) çok daha sıkı bir öyküsü ve anlatımı var. Yine Kuzey Avrupa ülkelerinin vahşi tabiatı, yine yalnızlık hissi ve depresif ruh hali, o ülkelere has hüzün bu romanında da ana unsurlar. Kısa ama güçlü cümleleri ile klasik bir Per Peterson romanı. Bulunduğu coğrafyadan çok daha sert iklimi olan Sibirya’ya gitme hayali ise anlatıcının bir paradoksu, zaten romanda çok sayıda olan paradokslardan birisi.