Esra Demir
Kitapkurdu
Londra’da yaşayan ünlü bir yazarın yazarlıktan vazgeçişi ve yeni bir iş oluşturma sürecini konu alıyor.Yazarın ilgiden ve yazmaktan bunaldığı bir döneme denk geliyor metin.Yeni bir iş ararken tabloların dili olmadığını ve bunun onu rahatsız ettiğini fark etmesi ile birlikte tablo hikayeciliği adını verdiği bir işe başlıyor.Kitaptaki en hoş kısım ise bir kere karşılaştığı halde kendini yakın hissettiği yaşlı bir kadınla ölümünden sonra zihninde yaşarmışcasına sohbetlerine devam ediyor olması ve bu kadın vasıtasıyla kendini bu işe ikna etmesiydi.Kitabı okurken sahip olduğum hissiyat modern sanat bienalinde bir gösteri izlemek gibiydi.Kitabın edebi bir dili ve iddiası yok bana göre.Daha çok farklılık amaçlanmış gibi duruyor.Ve bu büyük ölçüde başarılmış gibi.Kitabın sonuysa pek tahmin edilebilir şekilde gerçekleşmiyor.Kitabı genel olarak sevdim fakat edebi bir yönü olsaydı okuma daha keyifli hale gelebilirdi diye düşünüyorum.