mrl34
Kitapkurdu
Birbirleriyle savaş halinde olan ve yeryüzünü tamamen ele geçirip, özgür düşünceyi kaldırmak için, insan aklından geçenleri okumayı ve çok kısa bir zamanda milyonlarca insanı öldürmeyi amaç edinen üç süper devlete ayrılmış bir dünyada, her tarafa yerleştirilmiş tele ekranlar ve mikrofonlar arasında sürekli izlendiğini bilerek yaşamaktan daha kötüsü de vardır. Sürekli izlendiğini düşünmek ve bunu düşündüğünü belli etmemek. Çünkü herşeyin gölgeler dünyasında solup gittiği bu zamanda, işlenebilecek en büyük suç düşünce suçudur ve iktidardaki parti yenikonuş'la dildeki sözcük sayısını azaltarak düşünme sınırlarını daraltmayı amaçlamaktadır.


Bu düzen içinde yaşayan Winston Smith, geçmiş olayların kaydedildiği belgeleri partinin çıkarları doğrultusunda değiştirmekle görevli bir parti üyesidir. Gerçeğin her an değiştiği bir ortamda halk ve parti üyeleri için hiçbir şey ifade etmeyen tekdüze bir yaşamda yapabileceği en büyük suçu işler: düşünür ve kabullenemeyeceği bir çok şey arasında yitip gitmekte olduğunun farkına varır ve bu aşamada düşünce polisi devreye girer...

Kitapta Winston'ın özgürlüğe, ve mutlak gerçeğin değiştirilemeyeceğine olan inancının onu getirdiği noktada O'Brien ile arasında geçen konuşmalar çok çarpıcı

yzarın bu kitabı kaleme aldığı tarihe bakılırsa yazarın nekadar öngürülü olduğu takdire şayandır