SEREF Aydin
Bugüne kadar Ayşe Kulin'in çok kitabını okudum. Köprü, Nefes Nefese, Foto Sabah Resimleri, Gece Sesleri gibi. Okuduklarımın içinde bu kitap diğerlerine göre çok basit ve konu yönünden de çok farklı geldi. Evet bir solukta okunuyor, zaman zaman çok heyecan veriyor, ama ‘ne yalan söyleyeyim’ bazı bölümleri okurken içim bulandı. Taman hayatında içinde bu olaylar var. Bunları kınamak gibi bir hakkımızda yok. Yine de insana ters gelen bazı şeyleri okurken bile insan kendini kötü bir zeminde hissediyor. Gizli Anların Yolcusu romanında insan ilişkilerindeki karşılıklı konuşmalar ve davranışlar çok iyi gözlemlenmiş. Hayatın kendisi gerçekten. Ama Çin Seddi’ndeki bir dakikalık bir karşılaşma ve gözlüklü bir fotoğraf çekiminden sonra da o kişinin İstanbul’un en işlek bir AVM’sinde karşılaşarak Çin’de gördüğü bir kişiyi tanıması beni okurken ancak Türk filmlerinde olur tarzında güldürdü. Keşke bunun yerine günümüzün şartlarına daha uygun olarak fotoğrafı facebook gibi bir sosyal paylaşım sitesi ile veya herhangi bir şekilde internet yoluyla Handan’a gösterseydi de böyle bir tesadüf ile öğrenseydi Handan; İlhami’nin Bora ile Çin’e gittiğini… Her şeye rağmen cesurca yazılmış bir roman, toplumun değer yargılarına meydan okuyor ve insanın düşüncesine saygı duyulmalı diyor. Saygıyla.