Bahadır Cüneyt Yalçın
Üstat
Nefis bir gazetecilik. Kamusal heykeller bağlamında ülkemizin, birazcık da dünyanın mizahi tarihi. Çok keyifli bir seyahat. İstanbul'dan Belgrad'a, oradan Moskova'ya, oradan da Konya'ya geçiyor, bahçelerden meydanlara atlıyor, beyinlerden kravatlara, paçalara düşüyor insan. Tito'nun cenazesinde kaç kişi vardı? Atın şeyine ne oldu? Bronz mu daha iyi, mermer mi? Siyasetin banliyölerinde gülerek, hımmlayarak dolaşmak için okumalı. Son olarak kitaba adını veren talimatın Erbakan'dan geldiğini de belirteyim.