Inci Ülkü
Karcılılar'ın romanında, yazarın anlattıklarını düşünde mi gördüğü yoksa gerçekten mi yaşadığı meselesi yalnızca bir biçim arayışı olarak kalıyor. Çünkü, bu ayrılık öyküsü hemen herkesin yaşayabileceği, gerçek hayatta karşılaşabileceği türden.Gerçek yazar, anlatıcı ve anlatılan kahramanlar arasındaki ilişkiler, bir metnin kendi kendisini sorgulaması olarak anlamlı olsa da, bu denli sık tekrarlandığında cazibesini yitiriyor. Romana bir soluk aldıracak gibi görünen; gerçekle düşün harman edildiği anlatım, artık kendisi soluk alamıyor.Karcılılar, iyi ve güncel bir konu yakalamış fakat iyi anlatamamış diye düşünüyorum.