murat aytar
Bilge
Babanız olduğunu düşünen kişi başkalarına satmakta olduğu annenizi bir kıskançlık krizi sonunda öldürürse, cinayetin ardından o akıl hastanesine sizde aylığı 300 frank karşılığında yaşlandığı için artık fahişelik yapamayan Polonya göçmeni Yahudi kadının Paris’teki kaçak çocuk yuvasına gönderilirseniz bu kötü müdür? Yoksa beterinde beteri mi vardır? Belki de iyi midir? Bizim küçük Muhammed’imiz namı diğer Momo’muz bize görebildiği kadarıyla hayatını anlatıyor. Bu kitap bir romandan çok ötesi. Ahlak felsefesi üzerine sizi iğneleyen, doğrunun, yanlışın, yalnızlığın ve de en önemlisi sevginin ne demek olduğunu sorgulatan bir kara mizah şahikası. Bu şaheser tıpkı sonuna yaklaştıkça başına dönmek istemeyeceğiniz, hayatımız gibi. Kurgusu öylesine iyi ki bugün dönülmesi mümkün olmayan, olsa bile ağırlığını kabul etmeyeceğimiz geçmişimiz gibi yazılmış. Okurken bir önceki sayfayı bir daha görmek istemiyor hep ileriye gitmek istiyorsunuz. Çok beğendim, siz de okuyun.