Tellus

Cihangir'de bir konak, Evin reisi bir zamanların ünlü nazır (bakan)larından birinin oğlu Naim Bey, evde kızı damadı ve torunları ile oturuyor. Vurdumduymaz damat ve sorumsuz kız yüzünden torunlarını istediği gibi yetiştiremeyen Naim Bey, üstüne birde kuşak çatışması eklenince iyiyiden iyiye perişan olur. Çok sevdiği torunu Seniha'nın konağı terk ederek Paris'e gitmesi ve akabinde gelen cihan harbi ise Naim Bey'in zaten yorgun olan bedenini daha fazla zorlamaya başlar. Batılılaşmayı yanlış algılama eleştirisi adına çok başarılı bir çalışma. Batılılaşma adına dağılan aileler ve konaklara güzel bir örnek. Yaprak Dökümü'nü hatırlıyor insan bir ara. Gerçekten Naim Bey, Yaprak Dökümündeki Ali Rıza Bey'e ne kadar çok benziyor. Usta kalem Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Yaban'dan sonraki en başarılı yapıtı. Bazen hüzün bazen aşk ama en acısı Naim Bey'in en sonunda vermek zorunda kaldığı karar...