Gizem3k
Kitapkurdu
Sürekli bir yerlere yetişme telaşı içinde olduğumuzu o dağ evinde yapayalnız kalınca fark ediyor kahramanımız.. Hayatın akışında kalmak, güneşi hissetmek, yıldızları seyretmek gibi basit ama insansı duygular… Bir oyunun içinde olduğumuzu hayvanlara acımaktan daha çok insanlara acıdığını belirtiyor. Çünkü biz insanlar var olan aklımızla bile bu düzeni değiştiremediğimiz için her şeyi kabullendiğimiz için ne yazık ki hayvanlardan daha acınasıyız.. Her şeyi tek başına yapabilmeyi, alıştığı her şeyi unutup onlarsız da hayatın devam ettiğini pes etmeden bize öğretiyor. En önemlisinin üstüne basa basa sevgi olduğunu; Sevmek ve sevilmek olmadan bu hayatın katlanılmaz olacağını söylüyor. Bir süre sonra kendini, adını, benliğini unutuyor. Hatırlamanın da bir önemi yok oysa ki. O durmadan yenilenmeyi, var olan her şeyi sevebilmeyi kısacası insanca yaşamayı öğreniyor ve öğretiyor. Benim özelimde gayet anlamlı bir hikayeydi.