bodakedi
Kaşif
öykülem dergilerini neleri beğenip not almışım diye kurcalarken denk geldim "rüya gören kum saatleri"ne ve nisan erdem'e. baktım kitabı çıkmış, öyle giriştim okumaya. on iki öykülük "gör ihtarı" ilk tanışma olmuş. şehrin gürültü ve kaosunda ne hale geldiğimizi anlatıyor öyküler. uzun uzun anlatıyor. yer yer denemeye de kayıyor biraz. meramı için çok uzaklardan yavaş yavaş gelir gibi çok yol katediyor anlatıcı. pekiştirmek için tekrara da düşüyor. daha duru bir dille anlatılabilirmiş oysa. geveze biriyle konuşmak gibi. bunca laf kalabalığında, gürültüde anlam da kayboluyor. oysa not aldığım öykü ne güzeldi. "gör ihtarı naif bir ürperti!" diyor arka kapakta. haklı, bitmeyecek diye ürperdim bi ara...