Ferdane TOSUN
Kitapkurdu
İvan İlyiç'in Ölümü, gitgide şiddetlenen ağrılarıyla ölüme daha fazla yaklaştığını hisseden İvan İlyiç, yaşamına bambaşka gözlerle bakmaya başlar. Öyle ki değer verdiğini sandığı her şey zamanla önemini yitirir. Dahası mutlu günlerinin yalnızca çocukluk günlerinde kaldığının ancak farkına varır. Zaman zaman (mutlu olduğunu sandığı) yaşamına tekrar dönmeye umutlanır lâkin gittikçe şiddetlenen ağrıları ve hastalığı ile kaybolan umutlarıyla kendini çaresizce ölümün pençesinde bulur."...karısının da, kızının da, oğlunun da, hizmetçilerinde, tanıdıklarında, doktorlarında, en önemlisi, kendisinin de onunla ilgili tek düşüncesi vardı: Yerini boşaltmanın zamanı gelmiş miydi artık, varlığıyla çevresindekilere verdiği sıkıntıdan kurtaracak mıydı onları sonunda, kendisinin çektiği acılar da bitecek miydi?"(s.81) Ölüm kapımızı çalana dek günün birinde öleceğimizi düşünmek dahası aklımıza getirmek dahi istemeyiz. Ölüm ancak başkaları için vardır. Bizim için ölüm soyut bir kavramdan öteye geçemez.