solskjaer
Kitapkurdu
“Puşkin Tepeleri” okurken hem güldürüp hem düşündüren harika bir kitap! Boris Alihanov, henüz hiçbir kitabı yayımlanmamış, beş parasız bir adam olarak Puşkin Tepeleri Millî Parkı’na sığınır. Ama orası onun için bir kurtuluş değil; bir yazar olarak hayatını düzene sokma umududur. Kızıyla birlikte Amerika’ya yerleşme planları yapan eski karısından uzakta, bir yandan alkol problemini aşmaya çalışırken bir yandan da parkı gezdirip biraz para kazanmanın peşindedir. Dovlatov, günlük yaşamın sıradan detaylarını öyle bir ustalıkla kurguya dönüştürüyor ki, sayfalar akıp giderken kendinizi Boris’in yaşadığı anlarda buluveriyorsunuz. Parktaki turistlerle olan etkileşimleri, Puşkin’in ruhunu anlamaya çalışması ve hayatın zorluklarıyla mücadele etmesi, derin bir mizah ile harmanlanıyor. Yani, acılar ve komiklikler iç içe geçmiş durumda.