Aziz Özkan
Bilge
Camus'nün "ikisi de bir" felsefesini temel aldığı bir roman. Her şey bir, her şey aynı ana karakter Meursault için. Mesela evlenip evlenmemesi arasında bir fark görmüyor. Hayata karşı kayıtsızlığı okuru gerçekten de usandıracak cinsten. Bu kadarı da fazla dedirtiyor insana. O kadar vurdumduymaz ki bir Arap'ı öldürmesine rağmen hiç suçluluk duymuyor, nedamet getirmiyor. Meursault hiçbir şeyde anlam da aramıyor. Her şey ona göre anlamsız, ama tensel, duyusal zevklere gelince zevk almasını biliyor. Yani, aslında her ne kadar "saçma" felsefesini benimsese de hayattan zevk aldığı zamanlar da oluyor. Bu açıdan bu felsefenin kendi içinde tutarsız olduğunu düşünüyorum. Hem her şey anlamsız diyorsun hem de yaşamına devam ediyorsun. Mademki hayat bu kadar anlamsız, kurtulmalı bir an önce bu hayattan, öyle değil mi? Ne istediğini bilmediği, karar vermekte zorlandığı, bardağın dolu tarafını göremediği için bocalıyor aslında.