Almira Ürgine
Mikhail Bulgakov'un Köpek Kalbi adlı öyküsü, toplumsal değişim ve bilimsel ilerlemenin sınırlarını ele alan, keskin bir hicivdir. Öykü, Moskova'da yaşayan başarılı bir cerrah olan Profesör Filipoviç’in, sokaktan bulduğu bir köpeği alıp ona insan kalbi ve beyni nakletmesiyle başlar. Bu deney sonucunda, köpek insana dönüşür; fakat bu dönüşüm hem bilimsel hem de ahlaki açıdan beklenmedik sonuçlar doğuracaktır. Bulgakov, eserinde bu konu üzerinden Sovyetler Birliği'ndeki toplumsal ve politik dönüşümleri ince bir mizah ve eleştirel bakış açısıyla aktarmaktadır. Oldukça ilginç bir konuya sahip bu öykü, okuyucuyu eğlendirirken aynı zamanda bilim, etik ve insan doğası üzerine oldukça düşündüren bir eserdi. Sovyet dönemi edebiyatına ilgi duyan okuyucuların kesinlikle okumasını öneririm. Kitaptan bir alıntıyla yorumumu bitiriyorum:“Şunu anlayın ki, asıl korkunç olan artık köpek kalbi değil, insan kalbi taşıması. Hem de doğada var olanlar arasında en rezilini.” Herkese keyifli okumalar dilerim.