bodakedi
Kaşif
rooney daha ciddi bir kaleme dönüşmüş. hiç kasmadan günlük yazıyor derken bu sefer dil işçiliğine girişmiş. uzun cümleleri kese kese ilk kez yazar olma sınavı vermiş. duyguyu ve ağırlığı de vermiş bu seçim. babalarının ölümü sonrası iki kardeşi anlatan roman ilk başlarda biraz ite kaka ilerliyor gibi görünse de sonrasında akıp gidiyor. yaşamdaki bağları, o bağlar için yapılanları, yapılmayanları anlatıyor. romanın etkisi de tam olarak burada. karakterlerinin düşüncelerini direkt, dolaysız anlatarak oluşturduğu şeffaflığın içine dahil oluyor okur. kurduğumuz bağlara dair çok şey var. sorular soruyor. cevap vermeden durmak zor. durup düşünmeden... "bazen olup biteni zihninde gözden geçirirken neden öyle dedim veya neden öyle yaptım diye düşünür müsün sende?" diye soruyor intermezzo. "hayal etmek de hayattır: hayal edilen hayattır yalnızca" diyor. sormadığımız soruları soran bir roman bu. istediğimiz kadar iyi, nazik ve anlayışlı olamadığımıza dair bir yüzleşme.