Ayhan Ersoy
Üstat
Kolej eğitiminin dört duvarı arasına kısılınca Louis Lambert, görme yetisini kaybedenlerde diğer duyularının gelişmesi gibi düşünce gücüne yöneliyor, onu bileyip keskinleştirince fiilen ve gerçekte yaşanmışçasına etkilere maruz kalabiliyor; statik yaşam modelinde bedensel hareketlilik yerini düşünce planındaki devinim ve aktiviteye bırakıyor. Önsözde çevirmenin belirttiği üzere görü eksenli bir zihin gelişiyor, Balzac'ın kendisinde olduğu gibi ilham perisiyle özel bağ kurulup bolca eserler üretmeye dayanıyor konu. Bunca ruhanî ve mistik konulara kapılan kahramanımız devreleri yakıp balataları sıyırırken tutulduğu aşk sonucunda da meczup olup tüm ayarları bozuluyor. Anlam verilemeyen kişisel değişimler toplumca delilik addedilirken Louis manevi lobotomi yaparcasına ruhuyla fiziksel varlığı arasındaki bağı koparıp üst mertebelere yol alıyor, dönüşümünü son raddeye ulaştırıp maneviyatın açık denizlerinde yelkenlerini korkusuzca şişiriyor.