ayşemeşkure
Bilge
Etkileyici. Duru bir dili var. Yazar selafetin dibinden âdeta sıfırdan kuruyor hayatını: kocasının kucağında bebek, kendi ellerinde ise eşyalar ve artık anavatan sayılan lugatin yer aldığı birer çanta ile Macaristan'dan Avusturya'ya kaçış, fabrikada mesai saatleri, hapis pahasına geri dönenler, mülteciliğin yüküne dayanamayıp intihar edenler ve Agota Kristof'un okumak ve yazmak üzerine bitmez gayreti. Yeni bir memlekette, yeni bir dilde okumaz yazmazlıktan yazarlığa ulaşana dek... Siyasi göndermeler benim pek hoşuma gitmedi. Buradaki birkaç kekremsi ifade belki yabancı dil handikapından kaynaklanıyordur. Onları görmezden geleceğim. Anne babasına, kardeşlerine, evlerine dair çocukluk anıları, yatılı okul döneminin fukara yaşantısı ve gurbette hayata tutunma çabalarının anlatıldığı kısımlar harika. Thomas Bernhard'a saygı duruşu yapıyor bir yerde. Severiz kendisini. Yazar, "düşman dil" diyor Fransızcaya ve Fransızcada yazarak yazar oluyor. Düşman dil çünkü o güçlendikçe anadili ölüyor.