asliozbek
Umberto Eco'nun başyapıtı Gülün Adı'nın, Michael Ende'nin Hiç Bitmeyen Öykü'sünün ve Kubrick'in 'Gözü Tamamen Kapalı'sının bir üçgen oluşturduğunu düşünün. José Carlos Somoza'nın İdealar Mağarası kitabı bu üçgen üzerinde yer alıyor. Antik Yunan, gizli örgütler, ayinler, çözülmeye çalışılan bir esrar, yamyamlık, romanın gerçek hayata müdahale ettiği sahneler. Dan Brown'ın Da Vinci Şifresi'nden hoşlandıysanız bu kitabı da seveceğinize kesin gözüyle bakabilirsiniz.
İdealar Mağarası, daha ilk sayfasında çevirmenin dipnotuyla dikkat çekiyor: "İlk beş satır eksik". Kısa zamanda anlıyorsunuz ki roman, birincisi sayfalar boyunca devam eden ve 'idealar mağarası' adını taşıyan anonim Antik Yunan eseri, ikincisiyse çevirmenin dipnotlarından oluşan ve sayfa altlarında devam eden olmak üzere iki öyküden oluşuyor. Dipnotlarla ikinci bir öykü anlatmak çok da yeni bir tavır olmasa da ('70'lerde ABD'li yazarlarca çok kullanılmıştı) her iki eksen birbirinin içine geçtikçe bu durumun ilginç bir hâl aldığını kabul etmek gerek. Romanın sayfaları ilerledikçe ve esrar perdesi aydınlanmak yerine daha da karıştığında iyice yerine oturuyor bu 'ilginç' kelimesi.