Cansu Özmen
Üstat
Diana ilkokula giden, gelişimi yaşıtlarına göre biraz geç ilerleyen bir kız çocuğu. Anne ve babasının şiddetini kimse ispat edemiyor. Ona hiç kimse ulaşamıyor, onu düştüğü bu durumdan kimse kurtaramıyor. Diana’nın anneannesi, küçük teyze, öğretmen hanım, sosyal hizmet görevlileri, müdür, abi Arthur, zaman zaman anne ve baba. Bu karakterlerin konuşmalarından öğreniyoruz olayları. “Ben çok sakarım.” Bu cümle aslında Diana'nın kendisine yapılan şiddeti saklamak için anne ve babasıyla yaptığı ağız birliğinin açıklaması. Kitap boyunca bir gölge gibi gezinen Arthur romanın sonunda “Aynı çocukluğu yaşamadık.” dediğinde aslında açıkça ifade edilmeyen şiddetin boyutunu maalesef tokat gibi çarpıyor yüzümüze. “Beni ağlama hakkından yoksun bıraktılar!” cümlesini okuduktan sonra kaç çocuğun bu durumda olduğunu düşündüm, acaba aynı acı ile şu an yaşamına devam eden kaç çocuk var ya da vardı?... Maalesef ki her aile mükemmel değil, her çocuk da mutlu değil! Okuduktan sonra etkisi uzun sürecek...