Serhat ÇETİN
"Bu kentin ne çatılarını ışıldatan aylarını sayabilirsin Ne de duvarlarının gerisine gizlenen bin muhteşem güneşi." Kitap, Afganistan'da başlıyor. Afganistan'da yeşermek üzere açmış olan Leyla'nın, Meryem'in, Cici'nin, Nana'nın ve daha nicesinin hikayesi... Bu hikaye bize diğer pek çok coğrafyadaki çiçeklerin aksine, doğuşundan itibaren nasıl sulacağına değil; nasıl solduralacağı üzerine düşünülen çiçeklerin hikayesini anlatıyor. Nana'nın harami kızı Meryem'i azarlar gibi sahip çıkmaları, Leyla'nın ilk aşkı Tarık ile olan tüm baskılara rağmen bitmeyen "Leyla-Mecnun" benzeri aşkı. Dönem boyunca orada oluşturulan siyasi iklim çok güzel şekilde okura aktarılıyor. Kitabı okurken adeta tümü okurun başına gelmiş gibi hissettiriliyor. Karakterlerin hayatlara bakışları, başlarına gelenler ve sonrasında yaşadıkları bizlere hayatın / coğrafyanın ne kadar kıymetli olduğunu da anlatıyor. Bazen öfkelenirken bulunuyorsunuz kendinizi, bazen sayfanın başında hüngür hüngür ağlarken.