Murat AYDIN
Bilge
Vasatlığı ve riyakâr hamaseti kabullenmeyip, inanan ancak inancıyla birlikte, neyin ve kimin doğru ya da yanlış olduğunu sorgulamaktan da geri durmayan, asker kimliğinin dışında, entelektüel ve duyarlı bir kişiliğe de sahip olan Binbaşı Halil Sadi anlattıklarıyla okuru kâh düşündürüyor kâh duygulandırıyor. Hayat, ölüm, şehit, yol, yolcu, dost, vefa, hatıra, vicdan, umut, yarım/yarım kalmışlık, pişmanlık, vuslat, galip, mağlup, çocuk, masumiyet, teselli gibi sözcüklerin anlamları, özneleri ve nesneleri edebî ancak düşündüren bir üslupla kaleme alınmış. Bir taraftan savaşın ağır sonuçları, gaddar yanı gözler önüne serilmekte; bir taraftan da hasım ordularda bulunmalarına rağmen insanî köprüler kurabilen karakterler anlatılmakta. Eleştirebileceğim tek husus, eski dilden kalma kelimelerin bazen okumayı zorlaştırması. Bu kelimeler, dönemin aurasını yansıtıyor olabilir ama metin içinde veya sayfa sonlarında (kitabın sonunda değil) açıklayıcı kısa notlar bulunmasını tercih ederdim.