Ümmühan İrem DERTLİ
Bilge
Denizci olarak tanıdığımız Eden'in içindeki hırs ve iradeyle adım adım nasıl geliştiğini ve kendini nasıl geliştirdiğine şahit oluyoruz.Kendine Ruth'a duyduğu aşkı ulvi bir amaç haline getiren Eden,kendi sınırlarını zorlamakla kalmıyor aynı zamanda felsefesini benimsediği dönemin filozofu Spencer'in görüşünü benimseyerek aristokrat üst sınıfa karşı çıkıyor,sosyalizmi derinlemesine eleştiriyor ve bireyci olmayan akrabalarıyla tartışmalara girişiyor.Kitap bu bakımdan edebi, felsefik, psikolojik ve sosyolojik açıdan farklı bakış açılarıyla tahlil edilebilecek bir roman.Özendiği hayatın aslında boş laflar ve şatafatla dolu olduğunu görünce bürokrasisinden uzaklaşıyor.Yazdığı makalenin yayınlanmasıyla ün hayatına adım atıyor,kendisine duyulan sevgi ve itimatı durmadan sorguluyor.Martin,son zamanlarda hayalini kurduğu Güney Denizlerine doğru yol alıyor.Jack London'un otobiyografisi niteliğinde olan bu eser bizi yazarın hayatıyla neredeyse paralel şekilde ilerletiyor.