topaloğlu
Üstat
Anlaşılır bir dille başlayan tümcelerin içinde, bir anda okurun karşısına çıkıveren; “tahattur, tezayat, sehhar, nevaziş, müstekreh, kurun-ı vusta, inhina, musinane” gibi sözcükler kavramayı epey güçleştiriyor. Öykülerin yazıldığı dönem için bu, olağan bir durum olabilir. Ama günümüz için bunu, kitabın sonuna sözlük eklenerek çözülemeyecek nitelikte bir sorun olarak görüyorum.