Özge
Kitapkurdu
Şehir hayatından usanıp, kendini ormanlara atmış, insanlardan uzak kalmaya çalışsa da bir yanı hâlâ insanları özleyen, ama yine de göçebe bir hayat süren Knut Pedersen'i anlatan üç öykünün birleşiminden oluşuyor. İlk öyküde alıp başını gitmek ve yalnız olmak adeta coşkuyla anlatılırken, Kırılma noktasını ele alan ve akıcı şekilde okunan ikinci öyküden sonra ise yılgın, yorgun, durgun bir ana karakter görüyoruz. Öykülerin sırasıyla genç yetişkinlik, orta yaş ve yaşlılığı temsil ettiğini de açıkça görmek mümkün. "Yalnızlıkla karanlıktaki o yücelik, o mistik yön, insanda onlara karşı bir ihtiyaç yaratıyor. Fakat insan başkalarını bırakıp gidiyorsa sırf kendi kendine de katlanabileceğinden değil bu; hayır, hayır! bunun mistik tarafı şu: Her şey insana uzaklardan uğuldar, oysa yakınındadır çok. İnsan bir sonsuzluğun içindedir. her halde tanrı bu işte! Kendi kendisi olmak, bir bütünün parçası olarak."