Muhammet bülbül
Kitapkurdu
Hatırat yazma geleneği maalesef ki kültürümüzde pek oluşmamış. O yüzden bir çok tarihi olay ve tarihi şahsiyetin özel ve insanî taraflarını göremiyoruz. Muallim Rıfat Bilge'de hatıralarını bir gazete köşesinde yazıyor ve anladığımız kadarıyla bu yazılar bilinmeyen bir sebeple yarım kalıyor. Ötüken Neşriyat bu hatıraların gazete köşelerinde yok olmasını önlemek için kitap haline getirmiş. İyi ki de yapmışlar. Bu sayede Osmanlı'nın çöküşü ve Cumhuriyetin kuruluş evresinde insanların kitaba olan ilgi ve sevgi seviyelerini görebiliyoruz. Hem de Divan-ı Lügâti't-Türk gibi Türk dilinin temel kitabının kültür hayatımıza nasıl kazandırıldığını ilk elden müşahede edebiliyoruz. Hatıratı okurken çok üzüldüğüm konu ise yazarın çevresinde olan yürüyen kütüphane gibi bilgi deryası olan insanların bu birikimlerini yazıya dökmeyip, kendileriyle toprağın altına götürmüş olmalarıdır. Bu durum bizim kültür hayatımızdan çok şey götürmüştür.